Raşit ULUBEY (İŞKUR Başmüfettişi – İstihdam D. Eski Bşk.)
I. Başlangıç
Amerika Birleşik Devletlerinde başlayıp, Avrupa ülkelerini ve dünyayı etkisi altına alan finansal kriz Ülkemizde de ciddi biçimde hissedilir olmuştur. Krizin etkilerinin 2009 yılında daha da artması beklenmektedir.
Kriz ortamında istihdamı koruyucu tedbirlerden olan "Kısa Çalışma ve Kısa Çalışma Ödeneği"nin önemi giderek yükselmektedir.
İlk defa, 10.06.2003 tarihinde yürürlüğe giren 22.05.2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunuyla çalışma hayatımıza giren kısa çalışma ödeneği, 15.05.2008 tarihli ve 5763 sayılı Kanunla yeniden düzenlenmek suretiyle 25.08.1999 tarihli ve 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununa eklenmiştir. Bu eklemeyle birlikte, 4857 sayılı Kanundaki kısa çalışma ödeneğiyle ilgili düzenleme yürürlükten kaldırılmıştır.
İş Kanunundaki bu düzenlemenin çıkarılarak İşsizlik Sigortası Kanununa eklenmesiyle, yalnızca bu Kanun (İş Kanunu) kapsamındakileri yararlandıran İş Kanunundaki düzenlemeye göre kısa çalışma ödeneğinin kapsamı genişletilmiştir. 4447 sayılı Kanundaki düzenlemeyle Kanun hükümlerinden, İş Kanunu kapsamında olanların yararlanması dışında, işsizlik sigortası kapsamında olan herkes (Deniz İş Kanunu, Basın İş Kanununa tabi çalışanlar ile Borçlar Kanununa tabi çalışanlar, karşılıklılık esasına dayalı olarak uluslararası sosyal güvenlik sözleşmesi yapılmış ülke uyruğunda olanlar hariç olmak üzere, yabancı uyruklu kişilerden hizmet akdi ile çalışanlar) kısa çalışma ödeneğinden koşulları uyuyorsa yararlanma hakkına sahip olmuştur.
II.5838 Sayılı Kanun Öncesi Mevcut Durum
4447 sayılı Kanuna ilave edilen Ek 2''''nci madde ve 13.01.2009 tarihli Resmi Gazete''''de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren Kısa Çalışma ve Kısa Çalışma Hakkında Yönetmelik "Kısa Çalışma ve Kısa Çalışma Ödeneği"ni hüküm altına almıştır.
Kısa çalışmadan söz edilebilmesi için genel ekonomik kriz veya zorlayıcı sebeplerle en az dört hafta süreyle işyerindeki faaliyetin kısmen veya tamamen durdurulması ya da işyerinde uygulanan çalışma süresinin geçici olarak en az üçte bir oranında azaltılması ve bu durumların en fazla üç ay süreyle devam etmesi gerekmektedir.
Örneğin; işçi başına haftalık 45 saat çalışma yapılan bir işyeri, genel ekonomik kriz veya zorlayıcı sebeplerle çalışma süresini geçici olarak en fazla üç ay süreyle ve en az 30 saate indirmesi durumunda, bu işyerinde kısa çalışmadan söz edilebilmesi mümkün bulunmaktadır.
Ulusal veya uluslararası ekonomide ortaya çıkan olayların, ülke ekonomisi ve dolayısıyla işyerini ciddi anlamda etkileyip sarstığı durumlar genel ekonomik kriz olarak adlandırılmaktadır.
İşverenin kendi sevk ve idaresinden kaynaklanmayan, önceden kestirilemeyen, bunun sonucu olarak bertaraf edilmesine olanak bulunmayan, dışsal etkilerden ileri gelen, geçici olarak çalışma süresinin azaltılması veya faaliyetin tamamen veya kısmen durdurulması ile sonuçlanan deprem, yangın, su baskını, salgın hastalık, seferberlik ve benzeri nedenler ise zorlayıcı sebepler olarak tanımlanmaktadır.
Genel ekonomik kriz veya zorlayıcı sebeplerle işyerinde kısa çalışma yapılmasını talep eden işveren tarafından, Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) il/şube müdürlüğüne ve varsa toplu iş sözleşmesi tarafı sendikaya yazılı bildirimde bulunulması gerekmektedir.
İşveren bildiriminde; genel ekonomik krizin veya zorlayıcı sebeplerin işyerine etkileri ile zorlayıcı sebebin ne olduğu, işyerinin unvanı, adresi, varsa toplu iş sözleşmesi tarafı sendika, Bakanlık bölge müdürlüğü ile sosyal güvenlik işyeri sicil numarası, varsa iddiasını kanıtlayıcı somut belgeler belirtilmelidir.
İşçi ve işveren sendikaları konfederasyonlarının genel ekonomik krizin varlığını iddia etmesi veya bu yönde kuvvetli emarenin bulunması halinde, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanınca duruma açıklık getirilir. Bununla birlikte, siyasi nedenlerle Ülkemizdeki ekonomik kriz Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı tarafından net ve açık biçimde ifade edilmemekte/edilememektedir.
Ancak, kısa çalışma ve kısa çalışma ödeneği konusunda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanınca yapılan ve medyaya yansıyan açıklamalarda, ekonomik kriz dolaylı biçimde ifade edilmekte ve dile getirilmektedir.
İşverenin kısa çalışma talebi, sebep ve şekil yönünden de değerlendirilmekte ve nakit darlığı, ödeme güçlüğü, pazar daralması, stok artışı gibi işyeri ekonomik kriz sebeplerine dayalı olarak yapılan başvurular dikkate alınmamakta ve reddedilmektedir.
Genel ekonomik kriz veya zorlayıcı sebeplerle yapılan başvuruların uygunluk tespiti Bakanlık iş müfettişleri tarafından öncelikle yapılmaktadır. Talebin uygun bulunması halinde kısa çalışmanın başlama ve bitiş tarihleri ile kısa çalışma yaptırılacak işçilere ilişkin bilgilerle ilgili listeye son şekli verilmek suretiyle Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı iş müfettişince düzenlenen rapor ekinde yazılı olarak İŞKUR''''a gönderilmektedir. İnceleme sonucu İŞKUR tarafından işverene bildirilmekte, işveren tarafından da varsa toplu iş sözleşmesine taraf işçi sendikasına ve işyerinde yazılı olarak ilan edilmek suretiyle işçilere duyurulmaktadır.
İş müfettişi tarafından yapılan uygunluk tespiti sonucu istemi uygun bulunan işyerinin kısa çalışma ödeneği ödenmesi kabul edilen işçileri için üç nüsha Kısa Çalışma Ödeneği Bildirgesi düzenleyip, bu bildirgenin bir örneğini Türkiye İş Kurumu il/şube müdürlüğüne göndermesi, bir örneğini kısa çalışma yapacak işçiye vermesi, bir örneğini de işyerinde saklaması gerekmektedir.
İşçinin kısa çalışma ödeneğinden yararlanabilmesi üç koşula bağlı bulunmaktadır. Bu koşullar;
a) İşverenin kısa çalışma talebinin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca uygun bulunması,
b) İşçinin kısa çalışma ödeneği talebinde bulunması,
c) İşçinin kısa çalışmanın başladığı tarihte, son 120 günü kesintisiz olmak koşuluyla son üç yıl içinde en az 600 gün prim ödemesinin olmasıdır.
Kısa çalışma ödeneği miktarı, sigortalının son dört aylık prime esas kazançları dikkate alınarak hesaplanan günlük ortalama brüt kazancının % 40''''ı, en fazla 16 yaşından büyük işçiler için uygulanan aylık asgari ücretin brüt tutarının % 80''''i kadardır. Diğer bir deyişle, 01.01.2009''''dan itibaren geçerli bulunan 666,- TL''''lık aylık brüt asgari ücrete göre, 01 Ocak – 30 Haziran 2009 tarihleri arasında, kısa çalışma ödeneği olarak 30 gün/bir aylık kısa çalışma karşılığında en az 266,40 TL, en fazla da 532,80 TL ödenebilmektedir.
Kısa çalışma yapılan süre, ayda 30 günden az olması halinde, alınacak kısa çalışma ödeneği miktarı da kısa çalışma yapılan günle orantılı olarak daha az olacaktır.
Kısa çalışma ödeneğinin süresi kısa çalışma süresi kadar olup, bu süre en fazla üç ayla sınırlı bulunmaktadır.
Kısa çalışma ödeneği, işyerinde uygulanan haftalık çalışma süresini tamamlayacak şekilde çalışılmayan süreler için verilmektedir.
Kısa çalışmanın zorlayıcı sebeplerle yapılması durumunda, kısa çalışma ödeneği ödemeleri bir haftalık süreden sonra başlamaktadır.
Kısa çalışma ödeneğinden yararlanan işçi, yeni 600 günlük prim ödeme gün süresini doldurmadan işsiz kalırsa, hak ettiği işsizlik ödeneği süresinden, kısa çalışma ödeneği olarak yapılan ödeme süresi düşülerek, kalan süre kadar işsizlik ödeneği ödenmektedir.
Örneğin; 60 gün kısa çalışma yapılan işyerinde 60 gün süreyle kısa çalışma ödeneğinden yararlandırılan ve kısa çalışmanın başladığı tarihten önceki son üç yıl içerisinde 600 gün prim ödemesi bulunan işçi, kısa çalışmanın sona erdiği tarihten sonra yeni bir 600 günlük prim ödeme süresini doldurmadan işsiz kalmıştır. Bu durumda, söz konusu işçinin 600 gün prim ödemesi karşılığında alması gereken 180 günlük işsizlik ödeneği süresinden, daha önce kısa çalışma ödeneği olarak aldığı 60 günlük sürenin düşülmesinden sonra kalan 180-60=120 günlük işsizlik ödeneğinin kendisine ödenmesi gerekmektedir.
İşveren, bildirdiği süreden önce normal faaliyete başlamaya karar verdiğinde, durumun İŞKUR''''a, varsa toplu iş sözleşmesi tarafı sendikaya ve işçilere altı işgünü önce yazılı olarak bildirilmesi gerekmektedir. Bildirimde belirtilen tarihte kısa çalışma sona erdirilmektedir.
2005 yılında 21 kişiye 10.566,94 YTL, 2006 yılında 217 kişiye 64.398,01 YTL, 2007 yılında 40 kişiye 22.051,13 YTL, Ocak ila Nisan 2009 aylarında ise 76.830 kişiye 32.860.987,09 TL olmak üzere 2005 yılından 2009 yılı Nisan ayına kadar (2009 yılı Nisan ayı dahil) toplam 77.108 kişiye işsizlik sigortası fonundan toplam 32.958.003,17 TL kısa çalışma ödeneği ödenmiştir.
III.5838 Sayılı Kanunla Yapılan Değişiklik
18.02.2009 tarihli ve 5838 sayılı Kanunla, 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununa 2008 ve 2009 yıllarında uygulanmak üzere bir geçici madde ilave edilmiştir. 8 numaralı bu geçici maddeye göre, 2008 ve 2009 yıllarında yapılan kısa çalışma başvuruları için uygulanmak üzere kısa çalışma süresi üç aydan altı aya çıkartılmış ve kısa çalışma ödeneği miktarı da % 50 oranında artırılmıştır.
5838 Kanun uyarınca 01 Ocak – 30 Haziran 2009 tarihleri arasında, kısa çalışma ödeneği olarak 30 gün/bir aylık kısa çalışma karşılığında en az 399,60 TL, en fazla da 799,20 TL ödenebilecektir.
Aynı Kanunla, 2008 ve 2009 yıllarında kısa çalışma ödeneği olarak yapılan ödemelerin, işsizlik ödeneğinden mahsup edilmeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Ancak, kısa çalışma ödeneğinden yararlanacak işçiler konusunda 4447 sayılı Kanunun Ek 2''''nci maddesindeki yararlanma koşulunda bir değişiklik söz konusu olmadığından, kısa çalışmanın başladığı tarihten önceki son üç yıl içinde en az 600 gün prim ödemesi bulunan işçiler, diğer bir deyişle işsizlik ödeneğini hak eden işçiler kısa çalışma ödeneğini de hak edebileceklerdir.
Bununla birlikte, kısa çalışma ödeneğinden yararlanan işçinin yeni 600 günlük prim ödeme gün süresini doldurmadan işsiz kalması durumunda, kısa çalışmanın başladığı tarihte hak ettiği işsizlik ödeneği süresinden, kısa çalışma ödeneği olarak yapılan ödeme süresi düşülmeyecektir.
5838 sayılı Kanunun 1''''inci maddesinin yürürlük tarihi olan 28.02.2009 tarihinden önce Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı iş müfettişi/müfettişleri tarafından uygunluk tespiti yapılmış olan kısa çalışma başvuruları için sürenin işverenin talebi halinde aynı şartlarla altı aya kadar uzatılması düzenlenmiştir.
Yine 5838 sayılı Kanunla, kısa çalışma ödeneği miktarının % 50 oranında artırılmış olması ve kısa çalışma ödeneği olarak bu dönemde yapılan ödemelerin, kısa çalışmanın başladığı tarihte işçinin hak ettiği işsizlik ödeneği süresinden düşülmesi koşuluyla, kısa çalışma süresini altı ay daha uzatma konusunda Bakanlar Kuruluna yetki verilmiştir.
IV. Sonuç
Ekonomik krizin varlığına sosyal taraflar olmaksızın yalnızca yürütmeyi/hükümeti temsilen bir bakanın karar vermesi, sektörel kriz yaşanmasında herhangi bir ödeme yapılmaması, kısa çalışma ödeneği miktarı ve süresi konusunda 5838 sayılı Kanunla getirilen iyileştirmenin süreklilik göstermeyip, aynı Kanun gereğince yalnızca 2008 ve 2009 yılları için uygulanacak olması, alınan kısa çalışma ödeneğinin işsiz kalma durumunda alınacak olan işsizlik ödeneğinden mahsubu konusunda yapılan farklı düzenlemelerden dolayı tereddütlerin ortaya çıkabilmesi ve işçinin veya fonun aleyhine olmayacak şekilde makul bir mahsup konusunda kalıcı bir düzenlemeye gidilmemesi, işçilerin karar aşamalarında yer almaması gibi hususlarda eleştirilecek yanları olsa dahi, yaşanan kriz ortamında istihdamı koruyucu bir tedbir olarak kısa çalışma ve kısa çalışma ödeneği önem taşımakta ve yeterince yararlanılması gerektiği değerlendirilmektedir.
İstihdamı koruyucu tedbirlerden olan kısa çalışma ve kısa çalışma ödeneğinden yeterince yararlanılması dilek ve beklentimizle.