9 Eylül 2010, Perşembe   

67
Vergi Mevzuatı Yönünden Mali Tatil Uygulaması

Zübeyir BAKMAZ – (Vergi Denetmeni)
Özge DAYI – (Dokuz Eylül Üni. Mali Hukuk Y. Lisans Öğr.)

 
Giriş
 
Ülkemizde "mali tatil" uygulaması, 28.03.2007 tarih ve 26476 sayılı Resmi Gazete''''de yayımlanan 5604 sayılı Malî Tatil İhdas Edilmesi Hakkında Kanun ile yürürlüğe girmiştir. Söz konusu Kanun''''un uygulanmasına ilişkin detaylar ise, 30.06.2007 tarih ve 26568 sayılı Resmi Gazete''''de yayımlanan 1 sıra no.lu Mali Tatil Uygulaması Hakkında Genel Tebliği''''nde açıklanmıştır.
 
Bu Kanuna göre mali tatil süresi, her yılın Temmuz ayının birinden yirmisine kadar (yirmisi dahil) olan süreyi kapsamaktadır. Haziran ayının son gününün tatil günü olması halinde ise malî tatil, Temmuz ayının ilk iş gününü takip eden günden başlayacaktır. Söz konusu hükme göre, mali tatil süresi kural olarak 20 gündür. Ancak bu süre, Haziran ayının son gününün tatile rastlaması halinde 20 günden daha az olabilecektir. Örneğin 2007 yılı Haziran ayının son günü Cumartesi''''ye geldiğinden, bu yıl mali tatil; ilk iş günü olan 2 Temmuz''''u izleyen 3 Temmuz günü başlamış ve 20 Temmuz akşamı sona ermiştir. Bu düzenlemenin amacı, Haziran ayının son günü yapılması gereken vergi ve sosyal güvenlik prim ödemelerinin ertelenmesini önlemektir.
 
5604 sayılı Kanun''''un 1. maddesinde, mali tatilin vergi mevzuatında nasıl uygulanacağı açıklanmıştır. Mali tatilin çalışma ve sosyal güvenlik mevzuatına etkisi ise, aynı Kanun''''un 2. maddesinde hüküm altına alınmıştır.
 
2009 yılında 1 Temmuz Çarşamba günü başlayıp 20 Temmuz Pazartesi günü sona erecek olan mali tatilin vergi uygulamalarına etkisi bu yazının ilerleyen bölümlerinde açıklanmıştır.
 
I.Mali Tatil Kapsamına Girmeyen Süre ve İşlemler
 
Gümrük idareleri, il özel idareleri ve belediyeler tarafından tarh ve/veya tahsil edilen (ithalde alınan katma değer vergisi, emlak vergisi, çevre temizlik vergisi gibi) vergi, resim ve harçlar hakkında mali tatil uygulanmamaktadır (5604 sayılı Kanun md. 1/7). Aynı şekilde, mahkeme kararı veya Cumhuriyet Savcılıklarının talebi üzerine ya da VUK hükümlerine göre yapılan aramalı incelemeler de mali tatil kapsamına girmemektedir (5604 sayılı Kanun md. 1/4).
 
Aşağıda belirtilen sürelerin mali tatil nedeniyle uzaması söz konusu olmayacaktır (1 sıra no.lu Mali Tatil Genel Tebliği).
 
- Özel tüketim vergisi, banka ve sigorta muameleleri vergisi, özel iletişim vergisi ile şans oyunları vergisine ilişkin olarak verilmesi gereken beyannamelerin verilme ve ödeme süreleri,
 
- İcra yoluyla yapılan satışlarda KDV uygulamasına yönelik (5) no.lu KDV Beyannamesinin verilme ve ödeme süresi,
 
- Sürekli beyanname vermek zorunda olanlar dışındaki resmi kuruluşlar tarafından müzayede mahallerindeki satışlar dolayısıyla tahsil edilen KDV''''nin ödeme süresi,
 
- 1512 sayılı Noterlik Kanunu''''nun 118. maddesine göre noterler tarafından tahsil edilen damga vergisi ve harç bedellerinin anılan Kanun''''un 119. maddesi uyarınca ilgili vergi dairesine bildirilmesine ilişkin olarak verilecek beyannameler ile süreksiz yükümlülük şeklinde değerlendirilen ve 492 sayılı Harçlar Kanunu''''na göre verilen (1), (2) ve (4) no.lu beyannamelerin verilme ve ödeme süreleri,
 
- Kanuni süresinden sonra kendiliğinden veya pişmanlık talepli olarak verilen beyannamelerin ödeme süresi.
 
- Özel kanunlarında ödeme süreleri tespit edilmemiş amme alacaklarının ödeme sürelerinin, 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre tayin edilmesi ve tayin edilen sürelerin de mali tatile rastlaması halinde bu alacaklar için belirlenen ödeme sürelerinin, mali tatil nedeniyle uzaması söz konusu olmayacaktır.
 
- Kaynak kullanımını destekleme fonu kesintilerine ilişkin olarak verilmesi gereken bildirimlerin verilme ve ödeme süreleri.
 
Mali tatil kapsamına girmeyen bu süreler açısından aşağıda yer alan açıklamaların hiçbirisi geçerli olmamaktadır.
 
II.Mali Tatilin Vergi Uygulamalarına Etkisi
 
5604 sayılı Kanun''''un 1. maddesinde, mali tatil uygulamasının vergi mevzuatına ne şekilde yansıyacağı hüküm altına alınmıştır. Söz konusu maddeyle Maliye Bakanı, malî tatil uygulaması nedeniyle süre verilecek iş ve işlemlerin kapsamını ve malî tatil uygulamasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkili kılınmıştır.
 
A. Mali Tatil Süresince Tebligat İşlemleri
 
5604 sayılı Kanun''''un 1/5. maddesinde "Tatil süresince, vergi ve ceza ihbarnameleri ile mahsup taleplerine yönelik olanlar hariç, bilgi isteme talepleri mükelleflere, vergi ve ceza sorumlularına bildirilmez. Ancak tatil süresi içinde gerçekleşen tebligat işlemlerinde süre, mali tatilin son gününden itibaren işlemeye başlar" hükmü yer almaktadır.
 
Söz konusu hükümden bizim anladığımız; vergi/ceza ihbarnameleri mali tatil süresi içinde mükellefler ile vergi ve ceza sorumlularına gönderilmeyecek ve tebliğ edilmeyecek; ancak mali tatilden önce gönderilmiş olup da tatil süresi içinde gerçekleşen tebligat işlemlerinde ise, süreler mali tatil boyunca işlemeyecektir. Bu bağlamda mali tatil içinde mükellefe gönderilerek tebliğ edilen ihbarnameler, yasal dayanaktan yoksun kalacak ve hüküm ifade etmeyecektir. Söz konusu ihbarnamelerin mali tatilden sonra mükellefe tekrar tebliğ edilmesi gerekir.
 
Öte yandan ikmalen, re''''sen veya idarece yapılmış olan tarhiyatların mali tatilden önce gönderilmesine rağmen mali tatil süresi içinde mükelleflere tebliğ edilmesi halinde; mükelleflerin kendilerine tanınan yasal haklardan (dava açma, cezada indirim ve uzlaşma talep etme) herhangi birini kullanma süresi, mali tatilin son gününden itibaren işlemeye başlayacaktır.
 
Örnek: 28 Haziran 2009 tarihinde postaya verilen vergi/ceza ihbarnamesi, 4 Temmuz 2009 tarihinde mükellefe tebliğ edilmiştir. Söz konusu tarhiyata karşı mükellefin kendisine tanınan yasal haklardan (dava açma, cezada indirim ve uzlaşma talep etme) yararlanmak için başvuru süresi, normal şartlar altında, 3 Ağustos 2009 tarihinde sona erecektir. Ancak tebligat işlemi mali tatil süresi içerisinde gerçekleştiğinden anılan süre, mali tatilin son gününü takip eden günden (21 Temmuz 2009'''' dan) itibaren işlemeye başlayacak ve 19 Ağustos 2009 tarihinin mesai bitiminde sona erecektir. Bu tarihin resmi tatile rastlamasından dolayı da süre, 20 Ağustos 2009 tarihine kadar (bu tarih dahil) uzayacaktır.
 
Dava açma süresi yönünden ise; 20 Ağustos 2009 tarihinin adli tatile rastlaması nedeniyle dava açma süresi, adli tatilin sona erdiği günden itibaren 7 gün uzayacak ve 12 Eylül 2009 mesai bitiminde sona erecektir (1 sıra no.lu Mali Tatil Genel Tebliği). 12 Eylül 2009 tarihi de Cumartesi''''ye denk geldiğinden örneğimizdeki dava açma süresi, 14 Eylül 2009 Pazartesi mesai bitimine sarkacaktır.
 
Diğer taraftan, vergi/ceza ihbarnamesinin mali tatilden önce tebliğ edildiği hallerde, dava açma süresine ilişkin olarak bu fıkra hükmü uygulanamaz. Bu durumda, aynı Kanun''''un 1/3. madde hükmü devreye girmektedir. Söz konusu fıkra hükmüne ilişkin açıklamalar, yazının "C. Mali Tatil Nedeniyle İşlemeyen Süreler" başlıklı bölümünde yapılmıştır.
 
Öte yandan mahsup taleplerine yönelik olanlar hariç, bilgi isteme talepleri ile ilgili olarak da yukarıda yer alan açıklamalara göre işlem yapılacaktır. Mahsup taleplerine yönelik bilgi isteme talepleri ise mali tatil süresi içerisinde de muhataplarına bildirilebilecek olup, gerek mali tatil süresinden önce gerekse de mali tatil süresi içerisinde gerçekleşen söz konusu bilgi isteme taleplerine ilişkin tebligat işlemlerinde sürenin, mali tatil nedeniyle uzaması söz konusu olmayacaktır.
 
B. Mali Tatil Nedeniyle 7 Gün Uzayan Süreler
 
5604 sayılı Kanun''''un 1/2. maddesine göre; son günü mali tatile rastlayan aşağıda belirtilen süreler, mali tatilin son gününü izleyen tarihten itibaren 7 gün uzamış sayılacaktır.
 
1. Beyanname Verme Sürelerine Etkisi
 
Beyanname verme süresinin son günü mali tatil süresi içerisinde kalan vergi, resim ve harçlara ilişkin beyannamelerin verilme süreleri, mali tatilin son gününü izleyen tarihten itibaren 7 gün uzayacaktır (5604 sayılı Kanun md. 1/2-a). Söz konusu süre uzatımı, kanuni süresinde verilecek beyannameler için geçerlidir. Diğer taraftan, mükelleflerin mali tatil süresinin sonunu beklemeden beyannamelerini vermeleri de mümkündür. Beyanname verme süresinin son günü mali tatilden sonraki bir tarihe denk geliyorsa, herhangi bir süre uzaması söz konusu olmamaktadır. Diğer bir anlatımla kalan süre içerisinde beyannamenin verilmesi gerekmektedir.
 
Öte yandan mali tatilin son gününü izleyen tarihten itibaren 7 gün içerisinde verilmesi gereken beyannameler için de beyanname verme süresi, mali tatilin son gününü izleyen tarihten itibaren 7. günün mesai saati bitimine kadar uzamaktadır (5604 sayılı Kanun md. 1/6).
 
Beyana dayanan ve beyanname verme süresi malî tatil nedeniyle uzamış olan vergilerde ödeme süresi (aynı ay içerisinde kalmak kaydıyla), uzayan beyanname verme süresinin son gününden itibaren 3. günün mesai saati bitimine kadar uzamış sayılır (5604 sayılı Kanun md. 1/8).
 
Bu açıklamalara göre; 5604 sayılı Kanun kapsamına giren ve beyan süresinin son günü mali tatil süresine veya mali tatilin son gününü izleyen 7 güne rastlayan vergilere ilişkin beyannamelerin verilme süresi 27 Temmuz''''a, bu beyannamelere göre tahakkuk eden vergilerin ödeme süresi de 30 Temmuz''''a uzamış sayılacaktır (1 sıra no.lu Mali Tatil Genel Tebliği). 30 Temmuz''''un hafta sonu tatiline denk gelmesi halinde ödemenin, 30 Temmuz''''u takip eden ilk iş gününe sarkacağı tabiidir. 27 Temmuz''''un hafta sonuna denk gelmesi nedeniyle beyanname verme süresinin 28 veya 29 Temmuz''''a sarkması; ödemenin de 31 Temmuz''''a ya da 1 Ağustos''''a sarkmasına neden olmaz. 28 veya 29 Temmuz''''da beyan edilen vergiler de yine en son 30 Temmuz''''a kadar, gecikme zamsız olarak ödenebilecektir.
 
İlgili kanunlarına göre Temmuz ayında verilmesi icap eden ve verilme süreleri mali tatile rastlayan beyannameler için dileyen mükellef ve sorumluların mali tatil süresi içerisinde de beyanname vermeleri imkân dahilindedir. Bu şekilde verilen beyannamelere göre tahakkuk eden vergilerin, en geç 5604 sayılı Kanuna göre belirlenen sürelerde (30 Temmuz''''da) ödenmesi gerekmekle birlikte, istenirse söz konusu sürelerden önce ödenebileceği de tabiidir (1 sıra no.lu Mali Tatil Genel Tebliği).
 
Örnek: Haziran 2008 dönemi KDV beyannamesini kanuni sürenin bitimini takip eden ilk 15 gün içinde (12.08. 2008 tarihinde) elektronik ortamda gönderdiğini, buna karşın 213 sayılı VUK''''nun mük. 355. maddesine göre 1/4 oranında özel usulsüzlük cezası kesilmesi gerektiği halde bu cezanın 1/2 oranında kesildiğini belirten bir mükellef; Bursa Vergi Dairesi Başkanlığı''''ndan bilgi talebinde bulunmuştur. Bunun üzerine Bursa VDB, 04.09. 2008 tarih ve B.07.GİB.4.16.17.02-VUK-08-117/5687 sayılı Özelgesi'''' nde aşağıdaki açıklamalarda bulunmuştur .
 
"Bilindiği üzere 376 seri no.lu VUK Genel Tebliği ile ticari, zirai ve mesleki faaliyetlerinden dolayı gerçek usulde vergilendirilen gelir vergisi mükellefleri ile kurumlar vergisi mükelleflerine hiçbir hadle sınırlı olmaksızın beyannamelerini elektronik ortamda gönderme zorunluluğu getirilmiştir. 213 sayılı VUK''''nun mük. 355. maddesinin son fıkrasında da elektronik ortamda beyanname verilmesi mecburiyetine uyulmaması halinde kesilmesi gereken özel usulsüzlük cezasının; beyannamenin kanuni süresinin sonundan başlayarak elektronik ortamda 15 gün içinde verilmesi halinde 1/4 oranında, bu sürenin dolmasını takip eden 15 gün içinde verilmesi halinde ise 1/2 oranında uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.
 
Bu durumda, Haziran 2008 dönemine ait KDV beyannamesinin verilme süresi mali tatil nedeniyle 27 Temmuz 2008 tarihine (bu tarihin hafta sonuna rastlaması nedeniyle 28 Temmuz 2008 tarihine) uzamıştır. Ancak, söz konusu beyannamenin kanuni süresinden sonra (12 Ağustos''''ta) elektronik ortamda verilmesi nedeniyle kesilecek özel usulsüzlük cezası oranının belirlenmesinde 27 Temmuz 2008 tarihinin dikkate alınması ve bu tarihten itibaren 15 gün içinde (15. gün 11 Ağustos 2008 tarihi olacaktır) beyannamenin verilmiş olması halinde özel usulsüzlük cezasının 1/4 oranında uygulanması gerekmektedir.
 
Bu itibarla; Haziran 2008 dönemi KDV beyannamesinin 27 Temmuz 2008 tarihinden itibaren 15 gün içinde elektronik ortamda verilmeyip 12 Ağustos 2008 tarihinde verilmesi nedeniyle 213 sayılı VUK''''nun mük. 355. maddesine istinaden adınıza 1/2 oranında özel usulsüzlük cezası kesilmesinde ilgili mevzuat hükümlerine aykırı bir hususa rastlanılmamıştır."
 
2. İkmalen, Re''''sen veya İdarece Yapılan Tarhiyata İlişkin Ödeme Sürelerine Etkisi
 
İkmalen, re''''sen veya idarece yapılan tarhiyata ilişkin olup ödeme süresinin son günü (vadesi) mali tatile rastlayan vergi, resim ve harçlar ile vergi cezaları ve gecikme faizlerinin ödeme süresi, mali  tatilin  son  gününü  izleyen tarihten itibaren 7 gün uzamış sayılacaktır (5604 sayılı Kanun md. 1/2-b).
 
Söz konusu fıkra hükmü, mali tatilden önce tebliğ edilen ihbarnamelere ilişkindir. Mali tatil içinde tebliğ edilen tarhiyatlara ilişkin ödeme süreleri, yukarıda da açıklandığı üzere, aynı Kanun''''un 1/5. madde hükmüne göre tespit edilecektir.
 
Örnek: Mükellef tarafından dava konusu yapılan re''''sen tarhiyatın vergi mahkemesince tasdik edilmesi üzerine vergi dairesince düzenlenen "Vergi Mahkemesi/Bölge İdare Mahkemesi/Danıştay Kararına Göre Vergi/Ceza İhbarnamesi" 12 Haziran 2009 tarihinde mükellefe tebliğ edilmiştir. Buna göre, mahkeme kararı üzerine tahsil edilebilir hale gelmiş olan tutarların vadesi 12 Temmuz 2009 tarihi olacaktır. Vade mali tatile rastladığından, mahkeme kararı üzerine tahsil edilebilir hale gelmiş olan tutarların ödeme süresinin son günü 27 Temmuz 2009 tarihi olmaktadır.
 
Örnek: Mükellef, adına yapılmış olan re''''sen tarhiyata karşı uzlaşma talep etmiş ve 18 Haziran 2009 tarihinde uzlaşma vaki olmuştur. Uzlaşmaya ilişkin tutanağa göre tahakkuk eden tutarların vadesi 18 Temmuz 2009 tarihi olup, bu tarih mali tatile rastlamaktadır. Mali tatil 20 Temmuz 2009 tarihinde sona ereceğinden, uzlaşma yoluyla kesinleşmiş olan bu tutarların ödeme süresi 20 Temmuz tarihini takip eden günden itibaren 7 gün uzayacak ve 27 Temmuz 2009 tarihi mesai saati bitiminde sona erecektir.
 
Ancak mali tatilin, vadesi mali tatilden önceye rastlayan ve vadesinde ödenmemiş söz konusu borçların 6183 sayılı Kanun''''a göre takip ve tahsiline, bir başka deyişle 6183 sayılı Kanun''''a göre bu borçlar hakkında işlem yapılmasına bir etkisi yoktur.
3. Uzlaşma ve İndirim Talebinde Bulunma Sürelerine Etkisi
 
Tarh edilen vergilere ve/veya kesilen cezalarla ilgili olarak uzlaşmaya müracaat veya indirim talebi süresinin son gününün mali tatile rastlaması halinde söz konusu süre, mali tatilin son gününü izleyen tarihten itibaren 7 gün uzamış sayılacaktır (5604 sayılı Kanun md. 1/2-c).
 
Burada dikkat edilmesi gereken husus, söz konusu tarhiyatların muhatabına mali tatilden önce tebliğ edildiğidir. Zira mali tatil içerisinde yapılan tebligatlarda yasal hakları kullanma süresi, yukarıda da açıklandığı üzere, aynı Kanun''''un 1/5. maddesine göre tespit edilmektedir.
 
Madde metninde, sadece tarh edilen vergilere ve kesilen cezalara karşı yapılan uzlaşma taleplerinin mali tatilden etkileneceği belirtilmiştir. Dolayısıyla uzlaşmayla ilgili olarak, mali tatil nedeniyle uzayan süre sadece "tarhiyat sonrası uzlaşma" talep etme süresidir. Sadece tarh edilen vergiler veya kesilen cezalar kapsam dâhilinde olduğundan "tarhiyat öncesi uzlaşma talepleri" bu kapsamda değerlendirilmeyecektir.
 
Dileyen mükelleflerin, adlarına tarh edilen vergi ve kesilen cezalara karşı mali tatil süresi içinde de uzlaşma veya cezada indirim talebinde bulunabilmesi mümkündür. Bu gibi durumlarda gerekli tahakkuk işleminin yapılarak vadenin belirleneceği tabiidir. Öte yandan; gerek tarhiyat öncesi gerekse de tarhiyat sonrası uzlaşmayla ilgili olarak mükelleflerin bu yönde bir talebi olmadığı müddetçe, mali tatil süresi içinde uzlaşma günü verilemeyecektir.
 
Örnek: 5 Haziran 2009 tarihinde tebliğ edilmiş olan re''''sen tarhiyata ilişkin vergi/ceza ihbarnamesi üzerine, uzlaşma talep etme veya cezada indirim talebinde bulunma süresi 5 Temmuz 2009 tarihinde sona erecek olup; bu tarih mali tatile rastlamaktadır. Söz konusu haklardan yararlanma süresi, mali tatilin sona erdiği 20 Temmuz 2007 tarihini takip eden günden itibaren yedi gün uzayacak ve 27 Temmuz 2007 tarihinde (bu tarih dahil) sona erecektir.
C. Mali Tatil Nedeniyle İşlemeyen (Duran) Süreler
 
5604 sayılı Kanun''''un 1/3. maddesinde "Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre belirli sürelerde yapılması gereken muhasebe kayıt süreleri, bildirim süreleri ve vergiyle ilgili işlemlere ilişkin dava açma süreleri malî tatil süresince işlemez. Belirtilen süreler malî tatilin bitiminden itibaren tekrar işlemeye başlar" hükmü yer almaktadır. Madde metninde, malî tatil süresince işlemeyecek olan süreler aşağıdaki gibi hüküm altına alınmıştır. Belirtilen süreler, mali tatilin bitiminden itibaren tekrar (kaldığı yerden) işlemeye başlayacaktır.
 
1. Muhasebe Kayıt Sürelerine Etkisi
 
213 sayılı VUK''''nun 219. maddesinde belirlenmiş olan 10 ve 45 günlük muhasebe kayıt sürelerinin mali tatile rastlaması halinde bu süreler, mali tatil süresince işlemeyecektir. Bu süreler, mali tatilin bitiminden itibaren kaldığı yerden tekrar işlemeye başlayacaktır.
 
Örnek: Mükellefin 5 Temmuz 2009 tarihinde yaptığı satışa ilişkin olarak düzenlediği aynı tarihli faturasını defterlerine kaydetme süresi (muamelelerin muhasebe fişi kullanılmadan doğrudan defterlere kaydedildiği durumda), söz konusu faturanın düzenlenme tarihinden itibaren 10 gün olup; bu süre 15 Temmuz 2009 tarihinde sona erecektir. Ancak, söz konusu sürenin mali tatile rastlayan 10 günlük kısmı işlememiş sayılacağından, defterlere kaydetme süresi 30 Temmuz 2009 tarihinde (bu tarih dahil) sona erecektir.
 
2. Bildirimlere Etkisi
 
Bildirmeler, 213 sayılı VUK''''nun 153-170. maddeleri arasında düzenlenmiş ve aynı Kanun''''un 168. maddesinde de bildirmelerin hangi süreler içinde yapılacağı belirlenmiştir. Bildirim sürelerinin mali tatile rastlaması halinde ise süre, mali tatil süresince durmaktadır. Bu süreler, mali tatilin bitiminden itibaren kaldığı yerden tekrar işlemeye başlayacaktır.
 
3. Dava Açma Sürelerine Etkisi
 
Bilindiği üzere vergi/ceza ihbarnamelerine karşı 30 günlük dava açma süresi, 2577 sayılı İYUK''''un 7. maddesinde hüküm altına alınmıştır. Mali tatilden önce muhatabına tebliğ edilen ihbarnamelere ilişkin dava açma süresinin mali tatile isabet eden kısmı, mali tatil boyunca işlemeyecek; mali tatilden sonra kalan süre kadar uzayacaktır. Söz konusu dava açma süresi, mali tatilin bitiminden itibaren kaldığı yerden tekrar işlemeye devam edecektir. Diğer taraftan mali tatilde tebliğ edilen ihbarnamelere ilişkin dava açma sürelerinde, bu fıkra hükmü geçerli olmamaktadır. Bu tür tebligatlara ilişkin sürelerde, yukarıda da açıklandığı üzere, 5604 sayılı Kanun''''un 1/5. maddesi geçerli olmaktadır.
 
Dava açma süresinin bu fıkra kapsamında uzayabilmesi için, dava konusu yapılacak işlemin Vergi Usul Kanunu''''na göre yapılmış bir işlem olması gerektiği kanaatindeyiz. Zira fıkra metninde "vergiyle ilgili işlemlere ilişkin dava açma süreleri" nden bahsedilmiştir. Bu nedenle 6183 sayılı Kanun''''da düzenlenmiş olan ödeme emirlerine ilişkin dava açma süresinde, mali tatil nedeniyle bir değişiklik olmayacaktır. Ayrıca 1 sıra no.lu Mali Tatil Genel Tebliğ''''inde bu konuyla ilgili açıklamalar yapılırken sadece vergi/ceza ihbarnamelerinden bahsedilmiş; ödeme emrine karşı dava açma süresine hiç yer verilmemiştir.
 
Mali tatil nedeniyle uzayan dava açma süresinin son gününün "adli tatile" rastlaması durumunda ise; dava açma süresinin, adli tatilin sona erdiği günü izleyen günden itibaren 7 gün uzayacağı hususu, 1 sıra no.lu Mali Tatil Genel Tebliği''''nde hüküm altına alınmıştır. Söz konusu düzenleme, 2577 sayılı İYUK''''un 8/3. maddesinde yer alan "Bu Kanun''''da yazılı sürelerin bitmesi çalışmaya ara verme zamanına (adli tatile) rastlarsa bu süreler, ara vermenin sona erdiği günü izleyen tarihten itibaren 7 gün uzamış sayılır" hükmüne paralellik arz etmektedir.
 
2577 sayılı İYUK''''un "Çalışmaya Ara Verme" yan başlıklı 61. maddesinde "Bölge idare, idare ve vergi mahkemeleri her yıl ağustosun birinden eylülün beşine kadar çalışmaya ara verirler. Ancak, yargı çevresine dahil olduğu bölge idare mahkemesinin bulunduğu il merkezi dışında kalan idare ve vergi mahkemeleri çalışmaya ara vermeden yararlanamazlar" hükmü yer almaktadır.
 
Bu bağlamda adli tatilde tüm vergi mahkemeleri tatil yapmamakta; bazı mahkemeler çalışmaya devam etmektedir. Bu nedenle, İYUK''''da düzenlenmiş olan dava açma süreleri çalışmaya ara veren mahkemeler için işlememekte; ancak adli tatil yapmayan mahkemeler için işlemeye devam etmektedir. Diğer bir anlatımla süre hesabında dikkat edilmesi gereken husus, vergi mahkemesinin tatil yapıp yapmadığıdır.
 
Vergi mahkemesi eğer, itiraz mercii olan bölge idare mahkemesi ile farklı ilde ise çalışmaya ara vermez (2577 sayılı İYUK md. 61). Adli tatilde örneğin; Adana Vergi Mahkemesi tatil yapar, Mersin Vergi Mahkemesi çalışmaya devam eder. İstanbul''''da vergi mahkemeleri adli tatilde tatil yapar, buna karşılık Tekirdağ Vergi Mahkemesi tatil yapmaz. Dolayısıyla bu mahkemelerde süre hesabı da fark eder.
 
Yukarıda açıklanan gerekçelerden ötürü; mali tatil nedeniyle uzayan dava açma süresinin adli tatil dönemine denk gelmesi, her hal ve şartta dava açma süresini adli tatilin sona erdiği günü izleyen günden itibaren 7 gün uzatmaz. Bu konuda dikkatli olmak gerekir. Aksi takdirde bu tür davalar, yargı yerlerince süre aşımı yönünden reddedilir.
 
1 seri no.lu Mali Tatil Genel Tebliği''''nde konuyla ilgili şu örnek verilmiştir (Örnekteki tarihler 2009 yılına uyarlanmıştır).
 
"Düzenlenen vergi/ceza ihbarnamesinin 16 Haziran 2009 tarihinde mükellefe tebliğ edilmesi durumunda, söz konusu tarhiyata karşı dava açma süresi 16 Temmuz 2009 tarihinde sona erecektir. Ancak, söz konusu sürenin mali tatile rastlayan 16 günlük kısmı işlemeyecek ve dava açma süresi mali tatilin sona erdiği tarihten itibaren 16 gün uzamak suretiyle, 5 Ağustos 2009 tarihi mesai saati bitiminde sona erecektir. 5 Ağustos 2009 tarihinin de adli tatile rastlaması nedeniyle dava açma süresi, adli tatilin sona erdiği günü (5 Eylül 2009''''u) izleyen günden itibaren 7 gün uzayacak ve söz konusu sürenin son günü 12 Eylül 2009 tarihi olacaktır."
 
Tebliğ''''deki bu örneğin yanlış olduğunu ileri süren görüşler mevcuttur. Söz konusu görüşe dayanak olarak, İYUK''''un 61. maddesinde yer alan "kadar" kelimesi gösterilmektedir. Bu nedenle 5 Eylül gününün adli işgünü olduğu ve dolayısıyla örnek olaydaki sürenin 11 Eylül''''de sona erdiği vurgulanmaktadır. Ancak Danıştay''''ın görüşü, adli tatilin 5 Eylül (bu tarih dahil) tarihinde sona erdiği; 6 Eylül''''de adli işgününün başladığı yönündedir. Diğer taraftan medyaya yansıyan haberlerden de görüleceği üzere, yüksek yargı organlarının başkanları her yıl 6 Eylül''''de adli işgünün başlaması münasebetiyle konuşmalar yapmaktadır. Bu nedenle Tebliğ''''deki örnek doğru olup; 7 günlük ilave süre, 6 Eylül''''de (bu tarih dahil) başlayıp 12 Eylül mesai bitiminde sona ermektedir.
 
Örnek: Tarhiyat öncesi uzlaşmanın vaki olmaması üzerine düzenlenen vergi/ceza ihbarnameleri, 30.06.2008 tarihinde mükellefe tebliğ edilmiştir. Söz konusu tebliğ üzerine mükellef, 15 Ağustos 2008 tarih ve 48004 evrak kayıt numaralı dilekçesi ile uzlaşmanın vaki olmadığını gösteren tutanakta yer alan ve Uzlaşma Komisyonu tarafından teklif edilen miktarları kabul ettiğini beyan etmiştir. Vergi dairesi, mükellefin anılan dilekçesinin 5604 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği hususunda Bursa VDB''''nin görüşünü sormuştur. Bursa VDB konuyla ilgili olarak, 09.09. 2008 tarih ve B.07.1.GİB.4.16.17.02-VUK-08-114/5654 sayılı Özelgesi'''' nde aşağıdaki açıklamalarda bulunmuştur.
 
"Bilindiği üzere 213 sayılı VUK''''nun Ek 1. maddesinde; uzlaşmanın vaki olmadığına dair tutanağa idarenin nihai teklifi yazılır. Mükellef, dava açma süresinin sonuna kadar teklif edilen vergi ve cezayı kabul ettiğini yazılı olarak bildirirse; bu takdirde uzlaşma sağlanmış sayılır hükmü yer almaktadır. 03.02.1999 tarih ve 23600 sayılı Resmi Gazete''''de yayımlanan Tarhiyat Öncesi Uzlaşma Yönetmeliğinin 15. maddesinin son fıkrasında; bu şekilde düzenlenen uzlaşma tutanağı ile vergi inceleme raporunun vergi dairesine intikali üzerine, vergi dairesince yapılacak tarhiyatın dava açma süresinin son günü akşamına kadar komisyonun teklif ettiği miktarı kabul ettiğini belirten bir dilekçe ile vergi dairesine başvuran mükellefle başvuru tarihi itibariyle uzlaşma vaki olmuş sayılır ve buna göre işlem tesis edilir şeklinde düzenleme yapılmış bulunmaktadır.
 
Bu düzenlemeye göre, uzlaşmanın vaki olmaması sonucu düzenlenen tutanağa idarenin nihai teklifi yazılmakta olup; mükellef vergi/ceza ihbarnamesinin tebliğ tarihinden itibaren 30 günlük süre içerisinde uzlaşma komisyonunca teklif edilen tüm vergi ve cezayı kabul ettiğini yazılı olarak bildirmesi halinde uzlaşma vaki olmuş sayılmaktadır.
 
5604 sayılı Kanun''''un 1/3. maddesinde; VUK hükümlerine göre belirli sürelerde yapılması gereken muhasebe kayıt süreleri, bildirim süreleri ve vergiyle ilgili işlemlere ilişkin dava açma süreleri mali tatil süresince işlemez. Belirlenen süreler mali tatilin bitiminden itibaren tekrar işlemeye başlar hükmüne yer verilmiştir.
 
Söz konusu olayda; uzlaşmanın vaki olmadığına ilişkin 15.05.2008 tarihli tutanağa istinaden tanzim edilen vergi/ceza ihbarnamelerinin 30.06.2008 tarihinde anılan şirkete tebliğ edilmesi ve 30 günlük dava açma süresinin mali tatile rastlaması nedeniyle, dava açma süresinin mali tatile rastlayan 20 günlük kısmı işlemeyecek ve dava açma süresi 20 gün uzamak suretiyle 19 Ağustos 2008 tarihi mesai saati bitiminde sona erecektir. Ancak, 19 Ağustos 2008 tarihinin de adli tatile rastlaması nedeniyle dava açma süresinin adli tatilin sona erdiği günü (5 Eylül 2008) izleyen günden itibaren 7 gün uzaması ve söz konusu dava açma süresinin son gününün 12 Eylül 2008 tarihi olması gerekmektedir."
 
D. Mali Tatilde Vergi İncelemesi
 
5604 sayılı Kanun''''un 1. maddesinin 4. fıkrasında "Mahkeme kararı veya Cumhuriyet Savcılıklarının talebi üzerine ya da VUK hükümlerine göre yapılan aramalı incelemeler hariç olmak üzere, malî tatil süresince inceleme amacıyla defter ve belgelerin ibrazı talep edilemez, mükellefin işyerinde incelemeye başlanılmaz" hükmü yer almaktadır. Buna göre; mali tatil süresince mükellefin işyerinde incelemeye başlanılmayacak ve inceleme amacıyla defter ve belgelerin bu süre içinde ibrazı istenilmeyecektir.
 
Mali tatil süresinden önce başlanılmış olan bir incelemeye bu süreden önce ibraz edilen defter-belge üzerinde devam edilebilecek; ancak bu süre zarfında mükelleften ilave defter, belge ve bilgi talep edilemeyecektir. Aynı şekilde mükellef veya vergi sorumlusu, inceleme sonucunda yapılacak tespitlerin yer aldığı tutanağı imzalamaya davet edilemeyecektir (1 sıra no.lu Mali Tatil Genel Tebliği).
 
Öte yandan mali tatilden önce yapılan tebligat marifetiyle mükellefe tanınan defter-belge ibraz süresinin son gününün mali tatile rastlamış olması halinde, bu sürenin mali tatilin son gününü izleyen tarihten itibaren 7 gün uzamış sayılması Maliye Bakanlığı''''nca uygun görülmüştür (1 sıra no.lu Mali Tatil Genel Tebliği).
 
Söz konusu Tebliğ''''de, mali tatilden önce postaya verilmesine karşın mali tatil içinde tebliğ edilen defter-belge ibraz yazısına ilişkin açıklamada bulunulmamıştır. Bu gibi durumlarda, 5604 sayılı Kanun''''un 1/4. maddesinde yer alan "?, mali tatil süresince inceleme amacıyla defter ve belgelerin ibrazı talep edilemez" hükmü dikkate alınmalıdır. Zira söz konusu düzenlemeden;
 
- İnceleme elemanlarınca mali tatil süresi içinde defter-belge ibraz yazısı düzenlenip, mükellefe gönderilemeyeceği (defter-belge ibraz süresinin son günü, mali tatilden sonraki bir tarihe rastlamış olsa bile) ve bu nedenle yasal dayanaktan yoksun böyle bir talebin hükümsüz sayılacağı,
 
- Mali tatilden önce düzenlenip postaya verilen ve mali tatil içinde mükellefe tebliğ edilen defter-belge ibraz talebinin hükümsüz sayılacağı,
 
Anlaşılması ve bu gibi durumlarda, mali tatil sona erdikten sonra mükellefe tekrar defter-belge ibraz yazısı gönderilmesi gerektiği kanaatindeyiz.
 
Diğer taraftan Kanun''''da özel olarak yapılmış bir belirleme olmadığından, mali tatil boyunca mükellefler nezdinde yoklama yapılabilecektir. Yoklama vasıtasıyla vergi kayıp ve kaçağının önlenmesine yönelik olarak mükellefler ve mükellefiyetle ilgili maddi olaylar, kayıtlar ve konular araştırılıp tespit edildiğinden; söz konusu uygulamaların mali tatil döneminde de sürdürülmesi tabiidir.
 
E. Mali Tatilin Sona Erdiği Günü İzleyen 7 Gün İçinde Biten Kanuni ve İdari Süreler
 
Mali tatilin sona erdiği günü izleyen 7 gün içinde (21-27 Temmuz tarihleri arasında) biten ve 5604 sayılı Kanun''''un 1. maddesinde sayılan (bu yazının yukarıdaki bölümlerinde açıklanmış olan) kanuni ve idari süreler, tatilin son gününü (20 Temmuz''''u) izleyen tarihten itibaren 7. günün mesai saati bitiminde (27 Temmuz''''da) sona erecektir (5604 sayılı Kanun md. 1/6).
 
Örnek: Haziran 2009 vergilendirme dönemine ait gelir (stopaj) vergisine ilişkin muhtasar beyannamenin 23 Temmuz 2009 gününün mesai saati sonuna kadar verilmesi gerekmekle birlikte; bu tarih mali tatil süresinin sona erdiği günü izleyen 7 gün içinde yer aldığından, söz konusu beyannamenin verilme süresi, 27 Temmuz 2009 tarihine kadar (bu tarih dâhil) uzayacaktır. Normalde ayın 26''''sında ödenen bu vergi, mali tatil nedeniyle, 30 Temmuz''''un mesai bitimine kadar gecikme zamsız olarak ödenebilecektir.
 
Örnek: Mükellefe tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde yerine getirilmesi istenilen bilgi isteme talebine ilişkin yazı, posta idaresince 25 Haziran 2009 tarihinde mükellefe tebliğ edilmiştir. Mükellefe tanınan idari süre, 25 Temmuz 2009 tarihinde bittiğinden ve bu tarih de mali tatil süresinin sona erdiği günü izleyen 7 gün içinde yer aldığından, söz konusu süre 27 Temmuz 2009 tarihine kadar (bu tarih dahil) uzayacaktır.
 
Örnek: Vergi inceleme elemanı; posta idaresince 30 Haziran 2009 tarihinde mükellefe tebliğ edilen defter-belge ibraz yazısında, tebliğ tarihinden itibaren 25 gün süre vermiştir. Defter-belge ibraz süresi, 25 Temmuz 2009''''da (bu tarih dâhil) bitmektedir. Söz konusu idari süre, mali tatilin bitimini izleyen 7 gün içinde yer aldığından; defter-belge ibraz süresinin son günü 27 Temmuz 2009 (bu tarih dahil) olmaktadır.
 
Örnek: 22 Haziran''''da tebliğ edilen ihbarnameye ilişkin yasal hakları kullanma süresi, 22 Temmuz''''da sona ermektedir. 22 Temmuz da mali tatilin bitimini izleyen 7 gün içinde yer aldığından; dava açma, indirim veya uzlaşma talebinde bulunma süresinin son günü, 27 Temmuz''''un mesai bitim saati olmaktadır.

Mevzuatta Son Değişiklikler
Lebib Yalkın e-Duyuru
Mükellefin Takvimi
Basılı Yayın Sevk Takibi
Faydalı Linkler
Resmi Gazete Fihristi
Lebib Yalkın Mevzuat Dergisinin Son Sayısını Aldınız mı? ...        YENİ! Lebib Yalkın'dan Enerji Mevzuatı ...         Gelir Vergisi Tarifesinin de Yeniden Düzenlendiği Kanun Yayımlandı ...          2010 Yılının İkinci Yarısında Uygulanacak Kıdem Tazminatı Belli Oldu ...          Pasaport İşlemlerinden Alınmakta Olan Harç Tutarları Yeniden Belirlendi ...          Pasaport Bedellerine İlişkin Değerli Kağıtlar Kanunu Genel Tebliği Yayımlandı ...          Sosyal Güvenlik Kurumu Prim Borçlarına Uygulanan Gecikme Cezası Oranı Düşürüldü ...          2010 Yılı birinci Geçici Vergi Döneminde Uygulanacak Yeniden Değerleme Oranı Açıklandı ...          Sigorta Primi İşveren Hissesi Teşviki 31.12.2012 Tarihine Kadar Uzatıldı ...          Form Ba ile Form Bs Bildirimlerinde 2010 Yılı ve Müteakip Yıllarda Uygulanacak Usul ve Esaslara İlişkin Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği Yayımlandı ...          2010 Yılının İlk Yarısında Uygulanacak Kıdem Tazminatı Belli Oldu ...          2009 Yılı Yeniden Değerleme Oranı % 2,2 Olarak İlan Edilmiştir ...          Kamu Alacakları İçin Uygulanan Gecikme Zammı Oranı % 1,95 e Düşürülmüştür ...          Sermaye Artırımında Süre Yeniden Uzatıldı ...          2010 Yılında Uygulanacak Gelir Vergisi Tarifesi İle Diğer Vergi Oran Ve Hadleri Belirlendi ...         
 

    Deneme Kullanımı     Yasal Uyarı     Gizlilik Şartları     Site Haritası     Sık Sorulan Sorular     Bölge Temsilciliği     Yükleme Yeri     İletişim   
 
   
    © 2010 Lebib Yalkın Yayımları ve Basım İşleri A.Ş. Tüm hakları saklıdır.
SAY Ajans